Emrah GENÇ

Bir zamanlar kalemim bütün servetimdi. Beyaz sayfaları kazar ruhumu kazanırdım. Neden sonra sustum. Soğuk duvarlar belirdi ve onları süsleyen dikenli…
Sayfalar dolusu şiirlere gizledim kokunu, kütüphaneler kurdum. Şimdi odam gül bahçesi… Sabahlara kadar gülistanlarda dolaşır Sadi’yi ararım. Sözlerinde aşka kanatları…
Gün yüzünü döndüğünde, tüm çekiciliğiyle baştan çıkarmaya çalışır arzı ve beni. Yuvarlak aynasından güzelliğindeki kusursuzluğu seyreder, ay denilen bakire… Gönül!…
BİLMEM Bir çay bardağına hapsedilmiş ömrüm. Zaman şeker atar bazen tuz ve de karabiber. Kader karıştırır durur. -Acı mıyım? +Bilmem.…
Elbet bir gün… Huzursuzluğun zaman zaman yokladığı dünyana sebepsizlikler değmeyecek. Yaşadığın zifir en güzel güneşe kollarını açarak güzel bir gün…
Ey dilber-i rânâ, ey dilrûba! Gözlerin sırat Tenin cehennem Teninden sınırdışıyım Gözlerinse keskin Bakışlarım kesilir, Korkarım, bakamam!