Emrah GENÇ

Kalemin Raksı

Saçlarının parmaklıklarında hüküm giydi ellerim. Her bir telinde darağaçları kurulmuş, her saniye birine asılırım Tüm ölümler frezya kokar
Bir zamanlar kalemim bütün servetimdi. Beyaz sayfaları kazar ruhumu kazanırdım. Neden sonra sustum. Soğuk duvarlar belirdi ve onları süsleyen dikenli…
Sevgilim, Bugün hicranla geçen bilmem kaçıncı gün. Sana özlemim beynimde kötü huylu tümör gibi yayılırken sürekli hasret nöbetleriyle sarsıyor beni…
BİLMEM Bir çay bardağına hapsedilmiş ömrüm. Zaman şeker atar bazen tuz ve de karabiber. Kader karıştırır durur. -Acı mıyım? +Bilmem.…
Elbet bir gün… Huzursuzluğun zaman zaman yokladığı dünyana sebepsizlikler değmeyecek. Yaşadığın zifir en güzel güneşe kollarını açarak güzel bir gün…
Hüzün demledim gözyaşlarında Yüreğime doldurdum ilk damlasını Umut bardağı kırıldı Yürek katran siyahı Taşıyamaz oldu bu hüznün kavgasını
Tütsü dumanıyla sararan hayal perdesi güzel bir geçmişi ellerimizin sıcağına öfkenin buzulunu üflediğimizde yitirdiğimizi anlatıyor. Oysaki yüreklerimizin ateşinde serin meltemler…
Ey dilber-i rânâ, ey dilrûba! Gözlerin sırat Tenin cehennem Teninden sınırdışıyım Gözlerinse keskin Bakışlarım kesilir, Korkarım, bakamam!
İstanbul kokan sevgili, Gözlerin SultanAhmet bakar, Ellerimi tutan ellerinde Haliç”in gözyaşları… Bırak gözlerinden geçip ellerinde öleyim. Kokun sonsuzluğuma sürülsün.. İstanbul…