Emrah GENÇ

2. Mektup

Sevgilim,

Bugün hicranla geçen bilmem kaçıncı gün. Sana özlemim beynimde kötü huylu tümör gibi yayılırken sürekli hasret nöbetleriyle sarsıyor beni özlemin. Sürekli aşk ağrıları yokluyor yüreğimi. Oysaki seninle huzurdan bir gökkuşağının diğer ucunda sonsuzluğu arayışlarımız vardı. Gelincik tarlalarında gülüşlerimizle koşar ve hafiften çiseleyerek bize gülüşler bahşeden yağmur taneleriyle sonsuzluğu tutmaya çalışırdık. Şimdi gökkuşağı kayboldu sevgili… Gökyüzünün yağmurları dindi. Fırtınalar sarmaya başladı yüreğimi. Özlem sağanakları sürekli gözlerimden dökülür oldu. Gözlerimde rengârenk çizgileriyle vuslat gök kuşakları vukuu buluyor yer yer ama sürekli benliğimi vuran sellerle sarsılıyorum. Özlüyorum seni…

Neden sonra, bir satır sevgi geliyor senden. Tüm karahummalı düşünceler zihnimi bırakıyor ve senin benimle olduğunu hissediyorum. Küçük de olsa bir vuslat değiyor yüreğime. Gülüşlerini hissediyorum. Bir beyaz frezya özlem yüklü duygularıma inat dem vuruyor kokusuyla gönül balkonuma. Benden uzaklarda uçan bakışların usulca gökyüzünden süzülerek konuyor parmaklıklara. Çocuk gülüşlerim tekrar yüzüme vuruyor ve yüreğimde can bulan çocuksu düşlerim yakalamaç oynamaya başlıyor. Seni yaşıyorum sevgilim. Senden gelen bir satır sevgiyle sana tekrar sımsıkı sarılırken buluyorum kendimi. Özlemim dinmiyor belki! Belki ama sen yanımdayken de geçen zamanlarda sana özlemim dinmedi.

Kendimi ifade edemediğim duygu girdaplarındayım sevgili. Kelimelerimi birer birer yitiriyorum ve her yitirdiğim kelimenin yerine ismini yazıyorum. Elime bir kalem düşse, yüreğimden desenlerle kağıda, masaya artık her ne denk geldiyse işliyorum birkaç kelime:

Seni Seviyorum…

Categories:   Kalemin Raksı

Comments

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.